Yine ve Yeniden Afganistan

“Büyük Oyun”dan[1] “Soğuk Savaş”a, oradan da Bush’un “Terörizmle Küresel Savaş”ına kadar modern zamanların bütün savaşlarını yaşayan Afganistan, tekrar yeni bir “küresel” savaşın ilk sancılarını doğrudan yaşamanın eşiğinde. Orta Doğu ile Uzak Asya’yı, Orta Asya ile Hindistan’ı bağlayan kavşakta olmanın yanı sıra Rusya ve Çin’e “saldırmak” için uygun konumda olması Afganistan’ın küresel savaşların merkezi olmasının en önemli nedenlerinden biri. Ve burada verilen savaşın sonucu, küresel savaşın sonucunu da belirleyici nitelik taşıdı, taşımaya devam ediyor.

ABD “Çekiliyor”

Bush’un “Terörizmle Küresel Savaş” retoriği doğrultusunda 2001 yılının sonlarında Afganistan’a giren ABD, Biden’ın başkan seçilmesinin ardından güçlerini çekeceğini açıkladı. 1 Mayıs’ta başlayacağı açıklanan çekilme 11 Eylül’e(!) ertelense de ABD’nin ülkedeki güçlerinde kısmi bir azalma mevcut. Güçlerdeki azalma nedeniyle Taliban örgütü hızlı bir şekilde ülkenin özellikle kırsal kesimindeki yüzden fazla yerleşim yerinin kontrolünü ele geçirdi. 2016’da kısa süre elinde tuttuğu Kunduz’dan sonra ilk defa bir il merkezini, Nimroz ilinin yönetim merkezi Zaranc’ı eline geçirdi ve hükümet güçlerinin dağınıklığı nedeniyle ilerlemeye devam ediyor.

Taliban’ın hızlıca ilerleyebileceğinin tahmin edilebilir olmasına rağmen ABD’nin “çekiliyor” olmasının altında birden çok neden yatıyor. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından kendini muzaffer ilan eden ve bunu “imparatorluğunu” fiilen kurarak göstermek isteyen ABD’nin ilk durağı Afganistan ve sonrasında Irak olmuştu. İki ülkede ABD kısa sürede “zafer” kazanmış olsa da işgale karşı gösterilen direnişler Sam Amca’nın gücünü yıpratmakla birlikte imparatorluğunu yayma hızını kesmişti. Buna ek olarak 2008’de ABD’de patlayan kapitalizmin yapısal krizinin giderek derinleşmesi imparatorluk hayallerini neredeyse sona erdirmiş ve yeni küresel güçleri sahneye çıkarmıştı.

Böylece kapitalizmin krizinin derinleşmesi, küresel güçlerin ABD’nin hegemonyasını adım adım geriletmesi ve Taliban’ın şiddetli direnişi ABD’nin Afganistan’dan fiilen çekilmesine neden olmakta.

Fakat ABD Afganistan’dan tamamen çekilmiyor, belirli bir gücünü diplomatlarını vs. koruma nedeniyle ülkede bulundurmaya devam etmeyi planlıyor. Diğer yandan da komşu ülkelerde çeşitli üsler edinerek Afganistan’a hızlıca müdahale edebilme imkânını sürdürmeyi de hedefliyor. 2001’deki işgal sürecinde Kırgızistan’da edindiği gibi Özbekistan ve Tacikistan’da da üsler edinmek istese de bu ülkelerden olumlu yanıt alabilmiş değil. Ayrıca ABD, Pakistan’da ve Hindistan’da da üsler edinmeyi önüne koymuş durumda. Üs edinme politikası ile ABD’nin Afganistan “ateşine” dışarıdan müdahale etme isteğinin yanı sıra Çin’i çevreleme politikası güttüğü görülüyor. Özcesi ABD, stratejik noktalara belirli güçlerle üslenerek Çin’e karşı üstün olduğu askeri gücünü efektif bir şekilde kullanmak istiyor.

Öte yandan ABD kendi güçlerinin yanı sıra “müttefiklerinin” güçlerinde de özel bir şekilde faydalanmayı amaçlıyor. Trump döneminde, özellikle Orta Doğu’da, kendi çıkarlarını esas alarak davranan müttefiklerini belli bir asabiyet[2] çerçevesinde bir araya getirmeye çalışan Biden Afganistan’da da bunu sürdürmek istiyor. Bu bağlamda akıllara ilk olarak Türkiye’nin gelmesi ise tesadüf değil.

Türkiye’nin Hesapları

ABD’nin Afganistan’ı işgal etmesi sürecinin başlarında olmasa da sonraki süreçte önemli bir yeri olan ve Afganistan’da belirli bir “düzenin” oturtulmasında faydası bulunan Türkiye, yeni süreçte aktif rol alma derdinde. ABD’nin çekilmesinin ardından “Afganistan Misyonu”nda önemli rol oynamaya talip olan Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan sonra Afganistan’da da sahada olarak etki alanını büyütmeyi hedefliyor.

AKP döneminde daha da semiren Türk sermayesi, gözünü Afganistan pastasına dikmiş durumda. İhalelerden, ucuz işgücüne kadar çeşitli şekillerde faydalanabileceği Afganistan pazarı sermayenin başını öyle döndürmüş durumda ki “din kardeşi” Taliban ile anlaşabileceğini düşünüyor. Fakat Taliban öyle düşünmediğini Türkiye’nin arabuluculuk teklifini reddederek gösterdi. Buna rağmen Türkiye bu “pastadan” kolay kolay vazgeçmeyeceğini Kabil havaalanının yönetimini alma ve Afgan göçmenleri[3] kabul etmedeki arzusuyla gösteriyor. Afganistan’dan gelen göçmenleri kabul etmedeki “yüce gönüllüğü”nün iki nedeni bulunuyor: Birincisi Suriyeli göçmenlerden de daha ucuza çalışabilecek olmaları, ikincisi ise ABD ile irtibatlı göçmenleri diğer “savaşlarda” kullanabilme olasılığı. Dolayısıyla Afgan göçmenler Türk sermayesi için bulunmaz bir nimet.

Afganistan’ın adeta bir “pudra şekeri” cenneti olması da sermayenin iştahını kabartıyor. Dünyadaki afyon ekimi ve uyuşturucu üretiminin neredeyse yüzde 85’ini sağlayan Afganistan, BM verilerine göre 65 milyar dolarlık bir pasta yaratıyor. 600 bin kişinin çalıştığı “sektörde”, yaklaşık 6 milyar dolar ülke içinde kalırken, kalanı Batı mali sisteminde “aklanıyor”.[4] Bu devasa pastadan hangi sermaye tatmak istemez ki? Türk sermayesi neden istemesin?

Çin ve İran’ın Planları

ABD’nin yaşadığı hegemonya krizi dolayısıyla küresel sahnede ön plana çıkan Çin, ortaya çıkan fırsatları değerlendirerek gücünü arttırma ve yaymanın peşinde. Ucuz iş gücünden elde ettiği artı-değerin birikimine ek olarak son yıllarda teknolojiye yaptığı yatırımla (yani değişmeyen sermayeye) artı-değer birikimini daha da arttıran Çin, kapitalizmin kriziyle bağlantılı olarak kâr oranlarının düşme eğilimi yasasıyla karşı karşıya. Buna karşı ortaya attığı “Tek Kuşak Tek Yol” projesini gerçekleştirme doğrultusunda hamlelerde bulunan Çin için Afganistan önemli bir fırsat. Modern İpek Yolu’nun geçtiği kavşak noktasında bulunan Afganistan, Çin sermayesinin İran, Türkiye ve Batı sermayesi ve pazarlarıyla buluşması için hayati önemde.

Hayati önemin farkında olan Çin’in Taliban ile görüşmeleri hızlandırdığı ve birçok noktada anlaştıkları görülüyor. Çin, Taliban’a ihtiyaç duyduğu finansal ve altyapı desteğini sağlamayı taahhüt ederken, Taliban da Doğu Türkistan İslam Partisi’ne desteği kesmeyi ve Badahşan’da askeri üs vermeyi vaat ettiği belirtiliyor.[5] Fakat Çin’in askeri gücünün sınırlı olması, olası bir krizde ya da başka ülkelerin (misal Taliban’la görüşen Almanya[6]) daha cazip tekliflerde anlaşmanın rafa kaldırılmasını önleyemeyebilir. Bu noktada İran’dan alınacak destek önemli olacaktır.

İran da ABD’nin çekilmesine dair hamlelerini sıklaştırıyor. Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal ettiği dönemde İslamcı gruplara desteğini sunan molla rejimi, ABD işgali döneminde de desteğini sürdürmüştü. Diğer yandan da İran, ülkedeki Şii Hazaralar ve Afganları kendine örgütleyerek bölgedeki savaşlarda bu güçleri kullanmıştı. ABD’nin çekilmesinin ardından bu güçleri ülke içerisindeki etkisini arttırmak için kullanmayı hedefleyen İran, Taliban ile hükümet arasındaki görüşmelere ev sahipliği yaparak etkisini büyütmeyi amaçlıyor. Böylece İran çevrelenmeye karşı hamleler yapmanın yanı sıra küresel güçlerin savaşında önemli bir yer kaparak “değerini” de arttırmanın peşinde.

Küresel ile bölgesel güçlerin kozlarını paylaştığı Afganistan, geçmişte olduğu gibi bugün de dünyaya egemen olacak gücü ya da güçleri belirleyecek savaşın merkezi olma niteliğinde. Kapitalizmin derinleşen krizi bu savaşın öncekilerden daha da çok insanın kanını dökeceğini, bölge halklarının canını alacağını gösteriyor. Bunu engellemenin yolu ise 1978’de sosyalistlerin öncülüğünde devrim yapan Afgan halkının mücadelesini yükseltmesinden geçiyor. On yıllardır süren savaş girdabından bitap düşen Afgan halkının mücadelesini desteklemek ve dayanışma içinde olmak da başta Orta Doğu halkları olmak üzere bütün halkların görevi.

Dipnotlar:

[1]19. yüzyılın başından itibaren küresel güçlerin stratejik bölgeleri paylaşma mücadelesine verilen isim.

[2] https://elyazmalari.org/2021/02/19/biden-savasla-geliyor/

[3] https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/sedat-ergin/abd-ile-afganli-siginmacilar-krizi-kapimizi-caliyor-41867974

[4]https://www.gazeteduvar.com.tr/uyusturucu-ile-jeopolitik-cekisme-arasinda-afganistan-makale-1527558

[5]https://www.gazeteduvar.com.tr/taliban-mumin-kardesi-erdogani-neden-uzuyor-makale-1528112

[6]https://www.gazeteduvar.com.tr/alman-yetkililer-katarda-talibanla-gorusmeyi-dogruladi-haber-1530476